AnasayfaAnasayfa  Anime-MangaAnime-Manga  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 MİTLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Resurgam
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 98
Yaş : 23
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 18/11/08

MesajKonu: MİTLER   C.tesi Şub. 14, 2009 11:52 am

Felsefe varoluşumuzdan beri gelen bir düşünüş biçimi değildir. Daha sonradan doğmuştur. Ama felsefe olmadan önce de bir şekilde olaylara açıklama getirilmesi gerekiyordu. Bu da en iyi dinle olur sanırım değil mi? ^^ Böyle açıklamalar mitler yoluyla getiriliyordu. “Yani yaşamı açıklamaya yönelik tanrısal anlatılarla.”
Eveet şimdi bir iki mit anlatcam: D İskandinavya ülkelerindeki inançlardan başlayalım. Norveç’te inanılan kişilerden biri Tor’du. Tor gökyüzünde iki keçinin çektiği arabayla ilerlerdi. Elinde çekici vardı ve çekici salladığı zaman gökyüzünde fırtınalar kopardı. Bir fırtınanın kopuşunu Tor adında bir tanrının varlığına bağlayarak açıklamak da tuhaf doğrusu. Nasıl uydurup da inanmışlar. Her neyse ben yorum yapmayayım. ^^
Fırtına sözcüğü de zaten “Tordönn” kelimesinden gelir. Sanırım Tor’un patlaması anlamına geliyordu. İsveççede fırtına “aaska”dır. Aslında “aas-aka” olması lazımdı, gökyüzünde tanrı gezintisi manasına geliyor.
Bu arada Tor’la ilgili bilgileri de Sofi’nin Dünyası adlı kitaptan öğrendim, kitap bölümüne tanıtımını koyarım muhtemelen, güzel kitaptır. ^^
Tor onlara göre çok önemli bir tanrıydı. Çünkü Tor olmasa çekici olmazdı, çekiç olmasa yağmur yağmazdı, yağmur yağmasa bitkiler yetişip meyve sebze vermezdi, meyve sebze vermeseler insanlar aç kalırdı. Eh, önemi de anlaşıldı sanırım. way

Bir de Kibele var tabii. Bunu az çok hepiniz biliyorsunuzdur. Kibele çiftçilikle uğraşan Friglerin bereket tanrıçasıydı ve işleri çiftçilik olduğundan onların gözünde de İskandinav ülkelerinin gözündeki Tor gibi bir yeri vardı sanırım Kibele’nin.
Tabii baharın gidip kışın gelmesini Frigler bir şekilde açıklamalıydı, ya da onların mitleri diyelim. Sonunda şuna inandılar; Kibele sevgilisi olan Attis’i ölüme teşvik ediyordu. Onun ölmesiyle tabiat da ölüyordu. Daha sonra ilkbaharda yeniden dirilen Attis Kibele ile buluşuyordu ve buluşmalarından bahar doğuyordu. Bence mevsimler arasındaki bağlantıyı kursalar daha az zorlanırlarmış, neyse. ^^ ter(İlk Çağ Tarihi ve Uygarlığı s110)


Bir de efsane var. Ama bu mit değil. Yine de üstünden geçelim.
Keşke adamın ismini hatırlayabilseydim, ama bu şekilde bahsedeceğim ne yazık ki;

Zeus’la doğa tanrıçası bir gün düello yapmaya karar vermişler; müzik düellosu falandı sanırım. İsmini hatırlayamadığım kişi de kral olmalı. Bizim kralı da aralarında hakem yapmışlar. Yarışmanın sonunda kral kazananın doğa tanrıçası olduğunu söylemiş. Zeus çok sinirlenmiş. Tanrıların tanrısını mağlubiyete sürüklemek, ne demek bu!! kork Ceza olarak kralın kulaklarını eşekkulağına çevirmiş.
Kral çok utanmış. Kimse görmesin diye kafasında bir şapkayla dolaşmaya başlamış; kulaklarını şapkanın altına koyuyormuş, böylece kimse görmüyormuş. Kulaklarını tek gören kişi kralın berberiymiş. Kral berberden zorla söz almış kimseye söylemesin diye.
Ama berber birilerine anlatmak için can atıyormuş. Sonunda dayanamamış ve ormana kaçmış. Ormanda bir çukur kazmış ve çukurun içine “Kralın kulakları eşekkulağı!” diye bağırmış. Bütün ormanda bu yankılanmış. Bütün sarmaşıklar, ağaçlar, çiçekler berberi duymuş. Sonra kral berbere ceza olsun diye onu öldürtmüş. İşte yerin kulağı vardır deyiminin nereden geldiğini görüyorsunuz. suave bu da böyle hüzünlü bi hikayeee....

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://aniase.3forum.biz
 
MİTLER
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Tartışma Bölümü :: Felsefe-
Buraya geçin: